
Ey şirin köy, neden gülmen yüzüme
Bağrında yaşayan ben değil miydim?
Otuz yıldır kulak verdim sözüne,
Senin öz evladın ben değil miydim?
Kısmet böyle bizi uzağa atan,
Ses versin, sağılsın toprakta yatan.
Yamaçlarda koyun-kuzu otlatan,
Tarlanda çift süren ben değil miydim?
İhtiyar olanlar bükmüş belleri,
Türkü söyler güzellerin dilleri.
Saatlerce uzun süren yolları
Yürüyüp kestiren ben değil miydim?
Bütün pınarlardan suların içip,
Uykusuz kalarak kendinden geçip,
Sıtma tutaraktan ekinin biçip,
Harmana getiren ben değil miydim?
Büyük-küçük herkes kendi işinde,
Ayva, turunç çiçek açmış döşünde.
Bir vefasız sevgilinin peşinde
Yıllarca dolaşan ben değil miyim?
Kazmayı alıp da kütüğü yaran,
Odun şeleğini sırtta çıkaran,
Boz kangal toplayıp kağnıya saran,
Dama otluk kuran ben değil miydim?
Kim görürdü bu nasırlı elleri!
Toprağına feda idi serleri…
Sırımlı çarıkla kıraç yerleri
Söküp tarla yapan ben değil miydim?
Hava almak için dağına çıkan,
Karadağ’dan Uzunyayla’ ya bakan
Güllerin toplayıp başına takan,
Taşına yaslanan ben değil miydim?
Genç yaşımda tutulmuştum bir derde,
Her türlü hastalık var idi serde...
Kıtlık gelir un, ekmek yok evlerde!
Açlıkla çırpınan ben değil miydim?
Der Habib Karaaslan: Yine atmadım.
Gömürgen’ in derdine dert katmadım.
On beş yıldır suyun, havan yutmadım...
Sana hasret kalan ben değil miydim?
HABİB KARAASLAN
|