Anam-babam beni gurbete saldı,
Bacım, kardeşlerim çok fikre daldı.
Erzurum’a geldim, memleket kaldı,
Eşi, dostu göremiyor gözümüz.
Kasavet başımdan bir zaman gitmez.
Memleket uzaktır, gücüm de yetmez...
Burda ne söylesem söz para etmez,
Uzaklardan duyulmuyor sözümüz.
Kazmayı alırdım, keven kazardım
Gördüğüm güzele türkü düzerdim.
Giyinip, kuşanıp süslü gezerdim,
Güzellere hiç geçmedi nazımız.
Güzel sevdim, sefasını sürmedim.
Bu dünyada muradıma ermedim.
Soldu ömrüm çiçeğini dermedim,
Onun için düzen tutmaz sazımız.
Bahçe olsam mormenevşe açarım,
Tren olsam tünelleri geçerim.
Bir kuş olsam kanatlanır uçarım,
Yürümeye derman tutmaz dizimiz.
Gözlerim yaşardı, ciğerim kopar!
Her zaman efkârım sılaya sapar.
Bizim köyler YOĞURT BAYRAMI yapar,
Belirsizdir baharımız, kışımız.
Der Habib Karaaslan: Yaylaya göçer,
Tırpanını alır, ekinin biçer.
Can sağ olsun hepsi gelir de geçer...
Bir gün de sılaya döner yüzümüz.
|