
Yaylasında koyun-kuzu meliyor,
Çiftçiler harmanda buğday eliyor.
Doksan iki köyden kazanç geliyor,
Kayseri’ye yeter malı Bünyan’ın.
Yazın yaylacılar yaşar serinde,
Arzum kaldı üç güzelin birinde.
İki vilayetin orta yerinde,
Sivas, Kayseri’dir yolu Bünyan’ın.
Davarı olanlar yaylaya göçer,
Güzeller Manavuz Dağı’ndan geçer.
Uzunyayla’nın suyundan içer,
Pınarbaşı’na yeter kolu Bünyan’ın.
Bahçesinde elma, armut yetirir;
Tarlasında “Sarıbursa”[1] bitirir.
Yün veririz, bize kumaş getirir;
Belimize kuşak şalı Bünyan’ın.
Üçok Hocam, gitmem O’nu sormadan.
At gönderir kendi, beni yormadan.
İki fabrikası işler durmadan,
Çağlayıp akıyor seli Bünyan’ın.
Düğün oldu bağlanıyor siniler,
Seher vakti Kayabaşı iniler.
Bülbüller, dertlinin derdin yeniler;
Bahçeler içinde gülü Bünyan’ın.
Güzelleri sever çorap örmeyi,
Alagöz üstüne çeker sürmeyi.
Habib arzuluyor bugün görmeyi...
Şimdi bize uzak yolu Bünyan’ın.
Habib KARAASLAN
[1]Yörede çok tutulan bir buğday cinsi.
|